Güzel ve Değişik Bir Hafta Sonu: Badachu

Merhaba değerli doğa severler,
Geçen hafta sonum yine yoğun ve biraz değişik geçti; açık havada güzel bir doğa parçasında yürüyüş ve piknik yapma olanağı buldum. En önemlisi, uçan kelebekler gördüm ve hava dondurma yemeyi isteyeceğim kadar sıcaktı! İşte bu programda sizlere haftasonumu nasıl geçirdiğimi, özellikle de Badachu adlı dağı ve bu dağın bulunduğu doğal parkı anlatmak istiyorum.
Yan apartmandan komşum olan Çek arkadaşım Vilma, Cumartesi günü beni arayarak, “yarın” bize yakın olan bir dağa pikniğe ve yürüyüşe gitmek istediğini söyledi ve “Sen de gelmek ister misin?” diye sordu. Kabul ettim. Sabah kendim ve arkadaşım için birkaç sandviç yapıp, meyve yıkayıp, kumanyalarımızı hazırladım. Saat 10.00 sularında apartmanın önünde buluştuk. Önce, yakındaki marketten içecek bir şeyler aldık. Hava umduğumdan daha güzeldi. Belediye otobüsüne atlayıp 3'er Yuan ödeyerek yolculuğumuza başladık. Yol boyunca dışarıyı seyredip, arkadaşımla söyleşirken, Türkiye'deki gibi süslenmiş üç gelin arabası gördüm. Demek, Çin'de de evlilik ve düğün için genelde bahar ve yaz ayları tercih ediliyor diye düşündüm. Yaklaşık 15 – 20 dakika süren kısa yolculuğumuzdan sonra, Badachu'ya vardık.
Burası bizim “Milli Park”larımız gibi bir yer. Dağ'da 8 Budist tapınak bulunuyormuş. Zaten, Badachu da Çince'de “Sekiz Tapınak” anlamına geliyormuş. Girişte kişi başı 10 Yuan ödedik ve yukarıya doğru yürümeye başladık. Yol boyunca çevremiz ağaçlar, ince derelerin aktığı küçük vadilerle doluydu. Biraz yürüdükten sonra yol, dallara ayrılıyordu ve biz keyfimize göre bu yollardan birine sapıp, yürümeyi sürdürdük. Birçok Çinli de Pazar gününü değerlendirmek için, eşi dostu, çoluğu çocuğu ya da sevgilisiyle buraya gelmişti. Yol kenarlarında haşlanmış mısır, dondurma, közde patates, meşrubat satılan minik büfelere rastlıyorduk. Çin'e geldiğimden beri ilk kez canım dondurma yemek istedi ve baharın geldiğini ilk o gün idrak ettim: Çünkü, dağda birçok kelebek gördüm. Beijing'de ilk kez gördüğüm bu kelebekler, Çin'in geleneksel rengi kırmızıyla uyum sağlamak istercesine kiremit rengindeydi. Bir süre yürüdükten sonra, taştan yapılmış masa ve banklardan birinde yerimizi alıp, peynirli sandviç, salata, meyve ve Gaziantep'ten getirilmiş kuru baklavadan oluşan öğlen yemeğimizi yedik. Burada bir süre dinlenip, sohbet edip, çevremizi seyrederek, doğanın ve güzel havanın tadını çıkardık. Sonra, yukarıya doğru tırmanışımızı sürdürdük. Dağ'da ziyaretçileri keyiflendirmek ve eğlendirmek için iki düzenek oluşturulmuştu. Birincisi, aşağıdan dağın zirvesine kadar çıkan açık teleferik ve ikincisi de yukarıdan aşağıya kadar inen metal oluk içindeki kaydıraklar. Şimdi bunun ne olduğunu biraz betimlemem gerekiyor. Çocukken kendi yaptığımız tahta kızakları ya da tornetleri düşünün; sonra da bunun plastikten yapılmış, vitese benzer fren kumanda kolu ve tahmin ettiğim kadarıyla da altında mıknatıs bulunan bir benzerini düşünün. İşte, bazıları bir şeye ya tek başına ya da önlerine çocuklarını da alarak oturuyor ve aşağıya kadar hızla kayıyorlardı. Teleferik için 30 Yuan, kaydırak için de eğer zirveden başlıyorsanız 40, yolun yarısından aşağıya inecekseniz 20 Yuan ödüyorsunuz. Bir dahaki sefere her ikisini de denemeye karar verdik.
Badachu'daki birçok tapınaktan yalnızca en tepede, dağın zirvesinde olanı ziyaret edebildik. Tapınağa yaklaşırken, önce akordeon çalan kör bir müzisyen gördük. Ona, yaptığı bu güzel müzik için seve seve biraz para verdim. Daha da ilerleyince, tapınaklara özgü geleneksel müzik sesine karışan davul gümbürtülerini duymaya başladık. Tapınağın ilk avlusuna vardığımızda, bazı Çinlilerin para karşılığında koca tokmaklarla büyük davullara vurduklarını ve davuldan inanılmaz yumuşaklıkta güzel bir sesin çıktığını gördük. Bu Budist tapınak da daha önce gördüğüm Taoist tapınaktaki gibi; arka arkaya ve iç içe sıralanmış avluların ortasındaki binalardan oluşuyor. Yüksek bir duvarla, tapınak bölümünden ayrılmış en üst ve arka bölümde ise, rahiplerin kaldığı binalar görünüyordu.
Bu doğayla ve büyük ağaçlarla iç içe, temiz, huzurlu ortamda, meditasyon müziği ve tütsü kokularının da etkisiyle, adeta transa geçtim. Ziyarete gelen budistler, kutsal heykellerin önüne konmuş minderlere ‘gasho' pozisyonunda diz çöküp, secdeye vararak ibadet ediyorlardı. Bense, bahçede ağaçların altındaki bir banka oturarak, dua ettim ve bir süre meditasyon yaptım. Tapınaktan ayrılırken, meditasyon için müzik CD'si ve Çin takvimine göre burcumu simgeleyen; bir yüzünde horoz, diğer yüzünde Buda resmi olan kolyeden almayı ihmal etmedim.
İkimiz birden, yaşam enerjisi ve sevinç dolu olarak tapınağın girişine koşar adımlarla vardık. Böylece o gün, Çin'e gelmeden önce düşlediğim gibi güzel, mistik ve ilginç bir gün geçirmiş oldum.
Hepinize huzur ve sevgi dolu günler diliyorum. Şimdilik, hoşçakalın...
üye girişi yapınız


